23 Temmuz 2015 Perşembe

“Uyandım sizi düşündüm birdenbire duvar, birdenbire gece yarısı, Ay göğsümün sol yarısı”… - berxwedan poyraz

Uyandım sizi düşündüm birdenbire duvar, birdenbire gece yarısı,
Ay göğsümün sol yarısı”…
Attım kendimi sokağa kedilerle konuştum. Dertlendim sigaramı yaktım dumanına karıştım. Yollar çıkmaza döndükçe, dilimdeki türkü uzadı ağıt uzadı. Ey sen yiğit çıkartmaktan hiç erinmeyen coğrafya adamı zorla şair yaparsın.
Hem öyle bir şiir ki bu yedi renk yedi dil yedi coğrafya barındırırsın. İçinde lazlar mı istersin ? Kürtler mi ? yoksa Çerkesler mi ? Düşün ki bu insanlar ortak kavgada buluştu devrim ateşiyle düştüler yola, belki çoğu daha once Ankaradan öteye geçmemişti bile.
Ama iradeyle cesaret onları rojavaya taşıdı. Koşulların sertliği yıkık bir kentin yitik çocuklarına umut götürülmesine engel olamadı. Ta ki o sabaha kadar…

Fidan dikecektiniz bir de değil mi? şimdi o fidanlar siz oldunuz. 32 Can 32 Siper yoldaşı. Her biriniz bu yiğitler coğrafyasının birer mihenk taşısınız artık. Tarih gülüşlerinizin donup kaldığı 20 temmuz sabahını unutmayacak ve “ASLA”.

Nasıl ki unutulmadıysa idam sehpasında Deniz’in son sözleri
Yaşasın Türk ve Kürt Halkının Ortak Mücadelesi”…
Nasıl ki unutulmadıysa İbrahim’in Dıyarbakır Zindanlarında ser verip sır vermeyen o çelikten iradesi…
Kim dövüşmüyorsa bu zulme karşı, Kim bir kurşun atımı kadar yakın durmuyorsa bu haramilere o bizden değildir diyorsa Mahir…
Mazlumun önderliğinde bir halkın çocukları savaşa, kavgaya ateşle yürüyorlarsa.

Bizim de özgürlüğümüz dövüştüğümüz yerdir. Demiş ki biryoldaş iyi değilim ! İyi olmayacağım ! İyi olmayın ! Farklı yollardan geliyor olsak bile kızıl bayrağın altında buluşup barbarlığa, faşizme, Gericiliği bir balyoz gibi inmeli yolumuzu aydınlatan önderliklerin ışığında devrimci bir cephe oluşturmalı ve haykırmalıyız

YAŞASIN DEVRİM VE SOSYALİZM !
YAŞASIN SİPER YOLDAŞLIĞI !

Kabul edelim ki bu coğrafyada yaşamak direnmenin başladığı yerdir. Farklı din, dil, ırk, mezhep, cinsel kimlik barbar çeteler tarafından öldürülmeye ve tecavüz edilmeye yeterli. Halbuki bizler bütün renklerimizle bir çarkın dişlileri gibi mutlu bir uyum içerisindeyiz. Bilmiyorlar ki bizler en çok farklılıklarımızla seviyoruz birbirimizi. Bizden olmamızı istedikleri sormayan sorgulamayan insan modelini istemiyoruz. Bizler artık sokak ortasında özgürlüklerimiz için polis esnaf faşist üçgeninde dövülerek öldürülmek istemiyoruz. Bizler yaşamlarımızın hiçe sayıldığı maden ocaklarında sırf başka seçeneğimiz olmadığı için öldürülmek istemiyoruz. Bizler zulme başkaldırdığımız için polis mermileriyle öldürülmek istemiyoruz. Bizler umut taşıyıcıları gencecik fidanlar başka bir dünyanın mümkün olduğu şiarımızla, barbar çeteler tarafından katledilmek istemiyoruz.

Bu coğrafya kana doydu artık. Anaların yürekleri dayanmıyor.
Sizler ki bizim yaşam hakkımızı elimizden almak isterseniz, bizlerde artık öz savunmaya geçer ve yaşamlarımızı ve özgürlüklerimizi korumak adına savaşırız. Ki tarih nice destansı kavgalarla doludur. Ölürüz de biz. ölmeyi de iyi biliriz. Hem ölmek dediğin nedir ? yaşamak Ne ?

Yaşamak nefes alıp vermek değildir. Nazım ne güzelde demistir
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine”…
işte tam da burda senin insanlığının yaşam hakkının bende olmadığını nereden çıkarıyorsun. Ölmemiz gerektiğini nasıl savunuyorsun. Beni ağlatan ölüm senin gülmeni sağlıyorsa biz kardeş değiliz ve hiç olmadık. Oysa ki kürt bir anne şöyle diyor;
Keşke bizim çocuklar ölseydi biz alışığız bu misafir çocuklarını annelerine biz ne deriz. Evet tam da böyle söylüyor. Sizin çürümüşlüğünüze inat, bizim yüreklerimiz tanır birbirini, ezilmişi, zulme uğramışı, emekçiyi, gönül bağıyla bağlıyızdır biz nerde olsa tanırız birbirimizi. İster yeşil bir parka nın içinde ister yedi kat yerin dibinde biz birbirimize hep aynı sevgiyle bakarız. Tarihin kavga destanlarından tanırız birbirimizi nasıl ki tanıyorsak cellatlarımızı biz yüreklerimizden tanırız birbirimizi.


Birçoğu kardeşim yaşta, inançları uğruna bir temmuz sabahı o iyi insanlar güzel atlarına binip gittiler. Geriye ne mi kaldı “İSYAN “
Bizler artık ölmeyeceğiz bu topraklar dais çetelerine gericileri faşistlere mezar olacak ve döktükleri kanda boğacağız her birini. Gömdüklerimizden devraldığımız bayrağı onurla taşıyıp birer özgürlük neferi olmaya and içtik. Kadınız Erkeğiz Bireyiz içimizde bu devrim ateşi yandıkça kavga heryerde ! özgürlüğümüz kavganın başladığı yerde.
Arkadaş güzel demiş; alnını dağ ateşiyle ,yüzünü kanla yıkayan dostum , senin dudağında gülümseyen bordo gül , benim yüreğimi harmanlayan isyan olsun şimdi dingin gövdende , uğultuyla büyüyen sessizlik, bir gün benim elimde  patlamaya hazır mavzer olsun , başını omzuma yasla  gövdemde taşıyayım seni , gövdem gövdene can olsun…
Uğurlar olsun…





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Manşet