20 Temmuz 2015 Pazartesi

Bursa'da Suruç Katliamını Protesto Eylemi - Harun Yoldaş

Bursa'da Suruç katliamına karşı Savaş Karşıtı Platformu ve Devrimci güçler bir araya gelerek Suruç katliamını protesto etmiştir.
Saat 18:30 sularında başlayan protesto, 500-600 kişilik bir kitleye ulaşmıştır. Eylem öncesi, Hdp Parti Üyesi, Ferhande Kılıç ve oğlu Natran Kılıç'ın ölümüyle Bursada ki siyasiler epey gerginleşmiş, kızları Sinem Kılıç ise yaralanarak katliamdan kurtulmuştur.
Bu durumda Bursada ki kitleyi epey dinamik hale getirmiştir. Basın açıklaması sırasında nerden geldiği belirsiz bir kişinin provakasyonu sonucu kitle epeyce tepki gösterip, ne kadar gergin olduğunu göstermiştir. Var olan kitleyi sakinleştirmek epey vakit almıştır.
Daha sonrasında Kervansaray Oteli tarafında görünen faşist bir grup slogan atmaya başlayınca, kitlenin bir bölümü o tarafa doğru harekete geçmiştir. Ancak barış naraları atan bir kesim yine kitleyi sakinleştirmiştir. Daha sonrasında HDP İl Binası'na doğru harekete geçen kitle yine faşist saldırı karşısında gerginliğini sürdürüp onlara doğru hareket edince, sayısı 3 olarak bilinen yoldaşlar göz altına alınmıştır.
Polis önce barikat kurup, kent meydanına yürülmesini engelledi daha sonrasında 3 arkadaş için oturma eylemi başlatıldı. yaklaşık 1.30 saat süren oturma eyleminin ardından, 3 arkadaşımızın salınacağı bilgisi gelince kitle dağılmıştır.


Süreci böyle ele aldığımızda, epey dinamik ve Bursa'ya göre iyi bir eylem olsa da eleştirilecek nokta "Barış Naraları" atanlara, barışa dair hiçbir şey kalmadığını söylemek olacaktır.
Akp Bonapartizmi, tüm güçleriyle kürt hareketi ve onun çevresinde ki demokrasi hareketlerine karşı saldırılar yaparken, misillemenin artık gerekli olduğunu söylemek biz Devrimci Marksistlerin görevidir.
Bir takım koşullar süreci bu noktaya getirmiştir. Ve devrimci güçlerin "Savaş Karşıtı Platformu" gibi süreci pasifize eden bir bloktan ziyade, devrimci dayanışmanın büyütülmesi gereken ve Lenin'in yenilgicilik teorisine dayanan bir blok'un oluşturulması günümüz şartlarında bir zorunluluktur.
ABD emperyalizmi üzerinden yedeklenen İŞİD, Türkiye'nin belli başlı bir çok noktasında dernek, çay ocağı vb. işletmelere sahiptir ve açık açık kendilerini göstermektedirler. Bu yerlere karşı bir misillemenin kürt hareketi ve devrimci güçler tarafından yapılması bir zorunluluktur.
Devrimcilerin kendi öz-yönetim araçlarını kurup, İşid çetesine karşı öz-savunma hareketin geliştirmesi ve bunun belli ölçülerde Akp siyasetine yansımaması da önem arz etmektedir.
Çünkü Akp'nin Suriye üzerinden talepleri ve bir iç savaş isteği açıktır. Bu seçimlerden önce de bilinen bir gerçeklikti. Akp'nin süreci buraya yoğurması bir gerçeklik olsa da buna karşı bir şey geliştirmemek en ağır oportünizmdir.
Bilhassa da devrimci güçlerin batı'da güçleri zayıftır ve olası bir iç savaşa hazır bir kitle yoktur. Bu süreçte daha çok belirleyici olan Kürt Hareketi'nin tavrıdır.
Ancak, sokak hareketlerinin canlılığı ve İşid'in bulunduğu yerlere karşı bir misillemenin gerekliliği şarttır.
Bu da, Savaş Karşıtı Platformu'nun yapamayacağı bir şey haline gelmiştir. Sınıf uzlaşmacı siyaset yerini devrimci güçlerin hareketine bırakacak, ve Savaş Karşıtı Platformu kendi kendisini bu süreçte teşhir edecektir. Pasifist hareketlerin durumu, Devrimci Şiddet'in gerektiği bugünlerde barış naraları atmak, sınıf uzlaşmacı siyaset izlemek doğrudan Akp bonapartizmine yardaklık etmektir.

Akp ve İşid'e karşı geliştirilecek olan her türlü sokak eylemi vs. Burjuvazinin zararına olacaktır. Ve böylesi bir süreç biz devrimci güçlerin yapması gereken bir zorunluluktur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Manşet