23 Şubat 2016 Salı

Cizre, Sur, Artvin, Rojava... DEVRİMCİ ÖNDERLİK İHTİYACI BİLİNCE ÇIKARILAMADAN DEVRİMCİ SONUÇLAR BEKLENEMEZ!

Cizre, Sur, Artvin, Rojava...
DEVRİMCİ ÖNDERLİK İHTİYACI BİLİNCE ÇIKARILAMADAN DEVRİMCİ SONUÇLAR BEKLENEMEZ!


Kürdistan coğrafyası sömürgeci devletin işgalci güçleri tarafından boydan boya kan deryasına çevriliyor, rojava da gelişen tarihsel fırsatları kürt halkının değerlendirmesinin verdiği hazımsızlık TC iktidarını ve Erdoğan faşizmini işçte ve dışta çığrından çıkmış bir cinnet halinin dışavurumu olarak şiddet ve canice saldırganlıklar biçiminde tezahür eden katliamları peşi sıra karşımıza çıkarıyor. Fakat bütün bu saldırganlık, baskı ve katliam provalarının öncüsü eliyle devrimci savaşımı sürdüren kürt halkının mücadelesini geriletmek bir yana her geçen gün yani ve daha kapsamlı bir devrimci savaşım zeminine büyüttüğü gerçekliği apaçık ortada görülmekte.
Ancak bu kadar muazzam bir direniş ve irade göstermesine karşın kürt halkının mücadelesinin yalnızlığı , daha doğru ifade etmek gerekirse yalnız bırakmamız bu mücadeleyi geçmiş tecrübelerle ve faşizmin dünyanın her yanındaki görülen vahşi uygulamaları ile beraber yeni bir katliam ve jenosid olasılığını beraberinde getirecek, tc ve erdoğan faşizmi işte bu sayede amacına ulaşmış bulunacaktır.
Zira başkanlık tartışmalarının ve başkanlık adımlarının dahi sürüncemede kalmasının ve somut olarak uygulanamamasının önündeki esas direniş odağını kürt halkının özyönetim doğrulrusundaki serhıldanı oluşturmaktadır. Gezide ve sonraki süreçlerde bu doğrultuda sokağa çıkan milyonlar için ise gelinen yerde sorun yükseltilmiş şovenizmin peşinden sürüklenilerek kürt halkının devlet eliyle katledilmesini alkışlayacak derecede düşkünleşen bir histerik havanın hakim olması ise bu anlamda erdoğan faşizminin başkanlık hülyalarının önünü kesecek mücadelenin ne kadar zor ve bir o kadar da zorunlu olduğunu göstermektedir.
Gezi mevcut sol öznelerin hiçbirisinin tarihsel görevleri yerine getirecek birer öncü olamadıklarını bu kapasiteyi taşıyacak bir örgütlülük halini taşımadıklarını bizlerin gözlerinin önüne sermiş bulunmaktaydı. Bu anlamıyla sorun ve çözülmesi gereken halkanın da günyüzüne çıkmasını gezi pratiği gözler önüne sermiş bulunmaktaydı. İşçi sınıfı ve tüm ezilenlerinin geleceğinin inşacısı devrimci bir özne bu anlamıyla halainşa edilmeyi beklemekte ve inşa edilmesi bir gereklilik ve zorunluluk olmaktadadır.
Oysa 6-8 Ekim pratiği tam tersi bir düzlemde kürt halkının politik bir özneye sahip olduğunun ve bu öznenin önderlik niteliğinin kaçınılmaz bir şekilde ispat edildiği, gözler önüne serildiği gerçekliğinin karşımıza çıkışını ifade etmektedir.
İşte görev iki halk arasındaki bilinç ve örgütlülük zemininde yaşanan kopuşu pozitif ve devrimci sonuçlar temelinde eşitleyecek proleter devrimci bir özneleşmenin inşa edilmesi zorunluluğudur.

Bu özneleşme örgütlü bir pratikle ifadesini bumadığı sürece mevcut açı daha bir ayrıklaşacak, milliyetçiliklerin yarattığı kopuş iki halkın bilincini de tarumar etmiş olacaktır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Manşet